Skolyoz Neyi Anlatır?

Skolyoz Neyi Anlatır?

Skolyoz terim olarak ilk defa Yunanlı bir hekim olan ve Bergama da yaşamış Galen tarafından kullanılmıştır. Kelime anlamı latince 'yamuk' demektir. Tanım olarak insan omurgasının yanlara doğru eğilmesi ile karakterize bir hastalıktır. Bir çok nedeni olabilir. Bir kısmı doğuştan olur ve 'konjgenital skolyoz' adı ile anılır. Bu hastalıkta, kemiklerin doğuştan şekli bozuktur, önceleri çok da önemli olmayan omurga eğikliği büyümeyle birlikte belirgin olmaya başlar. Çünkü omurga bilinen şablonu üzerinde büyümemektedir. Bu nedenle bu tarz doğuştan olan eğrilikler küçük yaşlarda tedavi gerektiriler. Unutulmamalıdır ki 'konjgenital skolyoz' a omurilik ve böbrek anomalileri de eşlik edebileceğinden tedavi her zaman basit olmayabilir.

Bazı skolyozlar kas ve sinir hastalıkları ile birlikte görülebilirler. Burada temel sorun kasların ve sinir ileti koordinasyonun bozuk olması ile kontrolu zor olan uzun omurga yapısının yerçekiminin etkisiyle bir yana devrilmesidir. Bu 'nöromuskuler skolyoz' adlandırılır. Örneğin çocuk felci, yada Duchenne hastalığı gibi kas hastalıklarında bu tip skolyoz ile karşılaşılır. Bu tip skolyozda 'konjgenital skolyoz'dan farklı, eşlik eden sorunlar vardır. Zamanlama açısından genellikle 10 yaş ve sonrası müdahale gerektiren skolyozla karşılaşırız. Bu tip hastalarda yürümede zaten sorun vardır ya da yürüme yoktur. O nedenle hasta bazında farklı değerlendirilen bir durumdur ve tedavisi hastaya özgüdür.

Bir çok başka hastalıkta ve sendromda da skolyoz görülebilir. Bu durumlarda hastanın yürüme ya da oturma potansiyeli, yaşam beklentisi gibi pek de hoş olmayan konularla ilgili muhasebe yapılır ve tadavi şeması ona göre belirlenir. Ancak tüm bu bahsettiklerim skolyozun kötü formları ile ilgili tanımlamalardır. Eğer skolyoz mevcut ise ve altında yatan hiç bir sebep bulamaz isek bu 'sebebi bilinmeyen skolyoz' olarak adlandırılır. 'İdiyopatik' latince de sebebi bilinmeyen demektir ve tüm skolyozların %80'e yakınını idiyopatik skolyoz oluşturur. Sebebini bilmemek elbette hekim olarak bizi rahatsız etse de hasta açısından düşünüldüğünde tedavisi başarılı bir hastalık olarak kabul edilmelidir. İdiopatik skolyoz gerçekten içinde bir çok bilinmezi barındırır ve hasta ile ailesini hiç beklenmedik bir anda skolyoz olgusunun içine sürükler. Çünkü bu çocuklar son derece normaldirler hiç bir şikayetleri yoktur ve ağrıdan bahsetmezler. Temel sorun çoğu zaman bir aile bireyi tarafından fark edilen omuz asimetrisi, duruş bozukluğu ya da sırtta gözlenen bir şişliktir.

İdiopatik skolyozun takibi ve tedavisi belli başlı bazı kriterler dayanır. En önemli konu, skolyozun saptandığı anda omurganın daha ne kadar büyüme potansiyelinin olduğunu saptamaktır. Diğer bir değişle idiopatik skolyoz ne kadar küçük yaşta bir çocukta saptanırsa o kadar fazla ilerleme riskine sahiptir. Bunun tek istisnası ilk bir yaş içinde saptanan idiopatik skolyozlardır ki bunların büyük çoğunluğu kendi kendine düzelir. Kabaca bebeklik dönemi skolyozu 0-3 yaş(İnfantil), cocukluk dönemi skolyozu 3-10 yaş (Jüvenil) ve ergenlik dönemi skolyozu 10-17 yaş (adölesan) olmak üzere idiyopatik skolyoz üç gruba ayrılır. Üç grubunda en temel özelliği altta yatan herhangi bir başka problemin bulunmamasıdır. Biz en cok adölesan dönemi skolyozla karşılaşıyoruz. Bu tip skolyoz 10-13 yaş döneminde başlar ve aileler daha önce herhangi bir sorunu olmayan cocuklarında aniden böyle bir asimetriyi farkettiklerini belirtirler.

Adölesan dönemin idiopatik skolyozu ile ilgili belli başlı bazı kavramlar olsa da temel bilinmesi gereken şey hiç bir kavramın ispatlanmamış olduğu ve hepsi üzerine yapılan saptamaların bir ihtimalden öteye gitmediğidir. Ancak ihtimaller bazen çok yüksektir. Örneğin daha adet dönemine girmemiş bir genç kızda ilk muayenede 25 derecelik bir eğrilik saptanırsa bu eğriliğin büyük oranda ilerleyeceğine işarettir. Bununla beraber adetinin üzerinden 3 yıl geçmiş bir çocukta 25 derecelik bir eğrilik ise büyük oranda ilerlemeyecektir. Bu süreç değişkenlerin değerlendirilmesini ve yakın takibi gerektirir.

Bilinen gerçeklerden birtanesi adölesan idiopatik skolyozun daha çok kızlarda gözlendiğidir. Bu bazı serilerde 3 bazı serilerde 5 misli kızların lehinedir. Bu durum belkide hormonal bazı faktörlerle ilgilidir ancak günümüze kadar ispatlanmış bir şey yoktur. Erkeklerde de gözlenir ancak kız olmak her zaman için ilerlemede olumsuz bir faktördür.

Kabaca tedavi ritminden bahsedersek yaşı ne olusa olsun 20 derecenin altındaki eğrilikler takip gerektirir ama herhangi bir tedavi uygulanmaz. 20 derecenin üzerindeki eğrilikler hastanın yaşı ve takip süresince ve ilerleme oranı açısından değerlendirilerek korse tedavisi ile izlebilirler. Teorik olarak 40 derece üzeri eğriliklere ameliyat önerilir. Bütün bu saptamalar genellenemez ve her hasta hekim açısından bireysel olarak değerlendirilmelidir.